Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Türkiye Ekonomi
Sosyal Güvenlik Reformu: Köprüden önce son çıkış
İbrahim Öztürk
ÖN­CE so­ru­nu ta­nım­la­mak­la baş­la­ya­lım: Ül­ke­miz (şim­di­lik!) genç bir nü­fu­sa sa­hip. Bu­na gö­re, doğ­ru ta­sar­lan­mış bir Sos­yal Gü­ven­lik Sis­te­mi (SGS), açık ver­mek ye­ri­ne, ay­nı dö­nem­de fon bi­ri­ki­mi sağ­la­ya­rak eko­no­mi­ye olum­lu kat­kı­da bu­lun­ma­lı, top­lum­sal ke­sim­ler ara­sın­da ise ada­le­ti sağ­la­mış ol­ma­lıy­dı. Oy­sa son on yıl­dır biz­zat SGS’nin ken­di­si ül­ke eko­no­mi­sin­de is­tik­rar­sız­lık ve ada­let­siz­lik kay­na­ğı ol­du.
Ge­rek­li ve hat­ta geç ka­lın­mış bir ih­ti­yaç olan SGS re­for­mu­nun te­mel ama­cı adil, ko­lay eri­şi­le­bi­lir, yok­sul­lu­ğa kar­şı da­ha et­kin ko­ru­ma sağ­la­yan, ma­li açı­dan sür­dü­rü­le­bi­lir bir SGS’ye ulaş­mak­tır. Sür­dü­rü­le­bi­lir bir SGS oluş­tur­mak, bu me­yan­da açık­la­rı GSMH’nin bel­li dü­ze­yin­de sa­bit­le­mek, te­mel bir re­form ge­rek­çe­si­dir. Tür­ki­ye’de SGS’ye gi­ren ge­lir, mil­li ge­li­rin %7’si dü­ze­yin­de. An­cak ya­pı­lan öde­me­ler mil­li ge­li­rin %12’si ci­va­rın­da ol­du­ğun­dan, açı­ğın de­ğe­ri 2004 yı­lın­da mil­li ge­li­rin yak­la­şık %5’i ci­va­rın­da ger­çek­leş­ti.
SGS’nin açık ver­me ne­de­ni ise tam bir “Tür­ki­ye sen­dro­mu”. So­ru­nun te­me­lin­de Sü­ley­man De­mi­rel’in rey al­mak uğ­ru­na ge­tir­di­ği er­ken emek­li­lik sis­te­mi ya­tı­yor. Bi­lin­di­ği üze­re yaş­lı­lık si­gor­ta­sı, yaş­lan­ma so­nu­cu ça­lı­şa­ma­ya­cak du­rum­da olan ki­şi­le­rin eko­no­mik kay­bı­nı bir de­re­ce­ye ka­dar te­la­fi et­mek için­dir. Oy­sa bu­gün er­ken emek­li­lik so­nu­cun­da or­ta yaş­lı, hat­ta genç in­san­lar yaş­lı­lık ay­lı­ğı alı­yor­lar. Er­ken emek­li­li­ğin ise üç te­mel yı­kı­cı so­nu­cu bu­lu­nu­yor:
(i) Sis­te­min ak­tif/pa­sif den­ge­si bo­zu­lu­yor: Sos­yal gü­ven­lik ku­rum­la­rı prim ge­li­rin­den mah­rum olu­yor ve prim al­dık­la­rı sü­re­den da­ha uzun sü­re yaş­lı­lık ay­lı­ğı öde­mek zo­run­da ka­lı­yor­lar. Tür­ki­ye OECD ül­ke­le­ri ara­sın­da en uzun sü­re emek­li maa­şı öde­yen­ler­den bi­ri. SSK’dan emek­li­le­rin %62’si, as­ga­ri emek­li­lik ya­şı olan 58-60 ya­şın al­tın­da.
(ii) Emek pi­ya­sa­sın­da ada­let­siz­lik: Er­ken yaş­lar­da emek­li olan­lar ça­lış­ma­ya de­vam edi­yor. An­cak bu ya­sa ne­de­niy­le genç­le­re kı­yas­la iş de­ne­yi­mi da­ha faz­la olan “genç emek­li­ler”, ka­yıt dı­şı ola­rak da­ha dü­şük üc­ret­ler­le ça­lış­ma­yı ka­bul et­ti­ğin­den is­tih­da­mın ya­pı­sı genç­ler aley­hi­ne bo­zu­lu­yor.
(ii­i) Enf­las­yo­nu kö­rük­le­yen açık­lar: SGS’nin ya­şa­dı­ğı fi­nans­man so­ru­nu, ka­mu fi­nans­ma­nı üze­rin­de ya­rat­tı­ğı bas­kıy­la baş­ta enf­las­yon ol­mak üze­re, di­ğer te­mel eko­no­mik gös­ter­ge­le­ri olum­suz et­ki­li­yor.
 
De­mog­ra­fik Alarm
Tür­ki­ye’de emek­li­lik sis­te­mi ma­li açı­dan den­ge­de ol­sa bi­le, de­mog­ra­fik ya­pı­da­ki de­ği­şim­ler ne­de­niy­le sis­tem­de kök­lü de­ği­şik­lik­ler yap­mak zo­run­lu­lu­ğu yi­ne var. Tür­ki­ye nü­fu­su di­ğer bir­çok ge­liş­miş ül­ke­ye kı­yas­la hız­lı yaş­la­nı­yor. Yaş­lı­la­rın (65 yaş ve üs­tü ki­şi­le­rin) top­lam nü­fus için­de­ki pa­yı­nın %7’den %14’e ulaş­ma­sı Fran­sa’da 115, Ba­tı Al­man­ya’da ve İn­gil­te­re’de 45 yıl, ABD’de 75 yıl sür­müş­ken; Tür­ki­ye’de bu, 25 yıl­da ger­çek­le­şe­cek. An­cak bu teh­dit or­ta­ya çı­ka­na ka­dar ül­ke­mi­zin önün­de “de­mog­ra­fik fır­sat pen­ce­re­si” ola­rak ad­lan­dı­rı­lan bir dö­nem bu­lu­nu­yor. Önü­müz­de­ki 20 yıl ça­lı­şa­bi­lir nü­fu­sun ar­ta­ca­ğı bir dö­nem ya­şa­na­cak. Bu 20 yıl­lık dö­nem, ay­nı za­man­da ge­rek bü­yü­me hı­zı­nın ge­rekse top­lam ta­sar­ruf­la­rın yük­sel­me­si, do­la­yı­sıy­la SGS’nin fon bi­ri­ki­mi sağ­la­ma­sı ge­re­ken bir dö­nem. Bu fır­sat dö­ne­mi 2025 yı­lın­dan son­ra ça­lı­şan­la­ra ba­ğım­lı olan nü­fu­sun top­lam nü­fus için­de­ki pa­yı­nın hız­lı art­ma­ya baş­la­ma­sıy­la so­na ere­cek­tir. O hal­de önü­müz­de bir ke­re­li­ği­ne açı­la­cak olan bu fır­sat pen­ce­re­sin­den en iyi şe­kil­de ya­rar­lan­mak için de SGS re­for­mu zo­run­lu. Bu me­yan­da, 2007 yı­lın­da 26 mil­yar YTL’ye ula­şa­ca­ğı tah­min edi­len açık­la­rın ka­pa­tıl­ma­sı ge­re­ki­yor. SGS’ye mer­ke­zi ka­mu büt­çe­sin­den ay­rı­la­cak kay­na­ğın ön­gö­rü­le­bi­lir ol­ma­sı ve bu açı­ğın ay­nı za­man­da bel­li bir bü­yük­lü­ğü aş­ma­ma­sı çok önem­li. Bu­na gö­re uzun va­de­de, SGS’ye dev­let kat­kı­sı mil­li ge­li­rin %1’i ile sı­nır­lan­dı­rı­lı­yor.
Re­for­mun ikin­ci ge­rek­çe­si olan ada­le­tin te­mi­ni­ne ge­lin­ce, SGS’nin en önem­li ama­cı­nın gö­re­li ve mut­lak yok­sul­lu­ğu azalt­mak ol­du­ğu açık. Son bir­kaç yıl­da kay­de­di­len gö­re­ce­li iyi­leş­me­ye rağ­men, Tür­ki­ye mil­li ge­li­rin en ada­let­siz da­ğıl­dı­ğı ül­ke­ler­den bi­ri. Hâ­lâ ge­li­rin %80’ini nü­fu­sun %20’si­nin al­ma­sı bu ada­let­siz­li­ğin en açık gös­ter­ge­si. Ge­li­rin adil pay­la­şı­mı­nın ve ye­ni­den da­ğı­tı­mı­nın en et­kin yo­lu ise SGS’den ge­çi­yor. Sos­yal gü­ven­lik bir ne­vi “zen­gin­den alıp fa­ki­re ver­mek” için araç­tır. Açık ver­me­yen, hat­ta faz­la ve­ren bir SGS bu fonk­si­yo­nu­nu ba­şa­rıy­la ye­ri­ne ge­ti­ri­yor de­mek­tir. Oy­sa Tür­ki­ye’de­ki sis­tem bu gö­re­vi ifa ede­mi­yor. SGS’nin açık­la­rı için her yıl ol­duk­ça bü­yük mik­tar­lar­da kay­nak ak­ta­rıl­dı­ğı hal­de ül­ke­miz­de yok­sul­luk ora­nı ol­duk­ça yük­sek. Sos­yal yar­dım ve hiz­met­ler de dâ­hil ol­mak üze­re, ül­ke­miz­de sos­yal gü­ven­lik ku­rum­la­rı­nın 2005 yı­lın­da­ki top­lam har­ca­ma­la­rı­nın mil­li ge­li­re ora­nı %12,1 gi­bi yük­sek bir dü­zey­de ol­ma­sı­na kar­şın, mev­cut sis­tem yok­sul­lu­ğu ön­le­mek ko­nu­sun­da ye­te­rin­ce et­ki­li de­ğil.
Tür­ki­ye’de ken­di he­sa­bı­na ça­lı­şan­lar, üc­ret­siz ai­le iş­çi­le­ri ve yev­mi­ye­li ça­lı­şan­lar ara­sın­da yok­sul­luk ris­ki, iş­siz­ler­den da­ha yük­sek. 2005 ve­ri­le­ri­ne gö­re bu üç ke­sim­de ça­lı­şan­la­rın %76’sı ka­yıt dı­şın­da. Yok­sul­luk ris­ki­nin en dü­şük ol­du­ğu iki grup­sa, iş­ve­ren­ler ile üc­ret­li ve ma­aş­lı ça­lı­şan­lar. Oy­sa SGS ara­cı­lı­ğı ile ak­ta­rı­lan ka­mu kay­nak­la­rı bü­yük oran­da emek­li­lik sis­te­mi açık­la­rı­nı fi­nan­se et­mek ama­cıy­la ka­yıt­lı ça­lış­ma ve emek­li ol­ma ola­na­ğı­nı ya­ka­la­mış bu ke­si­me yö­ne­lik. Bu­gün dev­let me­mur­la­rı için ta­sar­lan­mış olan Emek­li San­dı­ğı sis­te­min­de, top­lam nü­fu­sun %18’i sos­yal gü­ven­lik kap­sa­mın­da. An­cak top­lam sos­yal gü­ven­lik açı­ğı­nın %42’si bu­ra­dan kay­nak­la­nı­yor. Ya­ni me­mur­lar di­ğer­le­ri­nin aley­hi­ne, “eşit­ler ara­sın­da da­ha eşit” ko­nu­mun­da bu­lu­nu­yor. Bir baş­ka ifa­dey­le, ge­rek emek­li­lik ge­rekse sağ­lık sis­te­mi­mi­zin kay­nak­la­rı top­lu­mun gö­re­ce da­ha iyi du­rum­da­ki ke­sim­le­ri­ne ak­ta­rı­lı­yor.
Da­ha da kö­tü­sü bü­tün va­tan­daş­la­rın SGS kap­sa­mın­da ol­ma­ma­sı. Ke­za, olan­lar ara­sın­da da hak­lar ve yü­küm­lü­lük­ler adil da­ğı­tıl­mış de­ğil. Üç fark­lı sos­yal gü­ven­lik ku­ru­mu­nun uy­gu­la­dı­ğı beş fark­lı sos­yal si­gor­ta ka­nun­la­rı ara­sın­da ni­met kül­fet den­ge­si­nin ol­ma­ma­sı, di­ğer bir ifa­dey­le ‘norm’ ve ‘stan­dart’ bir­lik­te­li­ği­nin ek­sik­li­ği dik­kat çe­ki­ci bo­yut­ta. Ör­ne­ğin, en çok prim öde­yen Bağ-Kur’lu­ya en az ay­lık, en az prim öde­yen ka­mu gö­rev­li­si­ne en çok ay­lık ve­ri­li­yor.
İş­te bü­tün bun­la­rı or­ta­dan kal­dır­mak üze­re, tüm nü­fu­su kap­sa­yan tek bir emek­li­lik ve sağ­lık sis­te­mi, muh­taç­lı­ğa da­ya­lı ve adil bir sos­yal yar­dım sis­te­mi ile sos­yal gü­ven­lik ku­rum­la­rı­nın tek ça­tı al­tın­da bir­leş­ti­ril­me­si­ni içe­ren ol­duk­ça kap­sam­lı bir re­form ger­çek­leş­ti­ril­me­ye ça­lı­şı­lı­yor. Çok sa­yı­da ye­ni­lik ge­ti­ren re­form, AB’ye uyum ama­cı da ta­şı­yor. Bu yö­nüy­le de­ğer­len­di­ril­di­ğin­de, Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­nin en önem­li ve en kap­sam­lı sos­yal gü­ven­lik re­for­mu ile kar­şı kar­şı­ya­yız. Amaç­la­nan re­form ile mev­cut ka­za­nıl­mış hak­la­rın ko­ru­na­ca­ğı, sis­te­min olum­lu et­ki­si­nin ted­ri­cen 2030 yıl­la­rı gi­bi or­ta­ya çı­ka­ca­ğı da ifa­de edil­me­li. Ye­ni sis­tem çok da te­mel ol­ma­yan birta­kım ek­sik­lik­ler içe­ri­yor. An­cak, bü­tün bun­la­ra rağ­men bu bü­yük fır­sa­tın de­ğer­len­di­ril­me­si ve re­for­ma des­tek olun­ma­sı ge­re­ki­yor.

Paylaş Tavsiye Et
Türkiye Ekonomi
DİĞER YAZILAR