Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Skip Navigation LinksArşiv (March 2010) > Dünya Ekonomi > AB’de işler kötüye gidiyor
Dünya Ekonomi
AB’de işler kötüye gidiyor
Ömer Faruk Güler
2008’İN Ocak ayı kü­re­sel ma­li kri­zin zir­ve yap­tı­ğı bir dö­nem­di. Kriz en­di­şe­le­ri o dö­nem­de ger­çek­le­şen Da­vos top­lan­tı­la­rı­na dam­ga­sı­nı vur­muş­tu. 2007’nin iyim­ser­li­ği ye­ri­ni ka­ram­sar bir ha­va­ya bı­rak­mış­tı. O dö­nem­de ka­fa­lar­da­ki so­ru işa­re­ti Tür­ki­ye’nin bu kriz­den na­sıl et­ki­le­ne­ce­ği idi. Mer­kez Ban­ka­sı Baş­ka­nı Dur­muş Yıl­maz Da­vos’tan yap­tı­ğı de­ğer­len­dir­me­ler­de üç ka­nal üze­rin­de du­ru­yor­du: Dış ti­ca­ret, kre­di ve port­föy. Baş­ka bir de­yiş­le, da­ra­lan kre­di ve li­ki­di­te ha­cim­le­ri ne­de­niy­le Tür­ki­ye’nin fi­nan­sal ka­nal­dan bir şok yi­ye­bi­le­ce­ği ve ar­dın­dan da yi­ne da­ra­lan dış ta­lep ne­de­niy­le dış ti­ca­re­tin olum­suz et­ki­le­ne­ce­ği dü­şü­nü­lü­yor­du.
O dö­nem­de Tür­ki­ye gi­bi ge­liş­mek­te olan ül­ke­ler­de at­mos­fer da­ha iyiy­di. ABD kay­nak­lı kriz da­ha çok ge­liş­miş ül­ke­le­ri et­ki­li­yor­du; özel­lik­le de Av­ru­pa’yı. Ora­da da şo­kun his­se­dil­di­ği ilk sek­tör ban­ka­cı­lık ol­du. Av­ru­pa­lı ban­ka­cı­lar bir za­man­lar çok­ça ka­zan­dık­la­rı ya­tı­rım ban­ka­cı­lı­ğı iş­lem­le­rin­den za­rar et­me­ye baş­la­dı­lar. Zi­ra ABD’de ko­nut kre­di­si­ne da­ya­lı çı­ka­rı­lan ka­ğıt­lar­dan çok­ça al­mış­lar­dı. Üs­te­lik Av­ru­pa’da ban­ka­cı­lık re­el sek­tör­le çok da­ha iç­li dış­lıy­dı. Bir­çok güç­lü fir­ma­nın or­tak­la­rı ara­sın­da ban­ka­lar yer alı­yor­du. Kı­ta Av­ru­pa­sı’nın bu ken­di­ne has özel­li­ği fi­nan­sal kri­zin re­el sek­tö­rü et­ki­le­me­si­ni hız­lan­dı­ra­bi­lir­di. Av­ru­pa’da en­di­şe­le­ri do­ru­ğa çı­ka­ran bir neden da­ha var­dı. Av­ru­pa’nın en bü­yük ti­ca­ret or­ta­ğı ABD idi ve ABD’de iş­le­rin kö­tü git­me­si­nin Av­ru­pa’yı da olum­suz et­ki­le­ye­ce­ğin­den kor­ku­lu­yor­du.
Türkiye’deki iyim­ser­lik de uzun sür­me­di. Ge­çen se­ne­nin Ey­lül ayın­da Leh­man Brot­hers’ın ba­tı­şı kü­re­sel ma­li kriz­de bir dö­nüm nok­ta­sı ol­du ve Tür­ki­ye de ge­liş­mek­te olan ül­ke­ler­le bir­lik­te fi­nan­sal ka­nal yo­luy­la kriz­den hız­la et­ki­len­me­ye baş­la­dı. Yur­ti­çi pi­ya­sa­lar­dan dö­viz çı­kış­la­rı ya­şan­dı. Ban­ka ve fir­ma­la­rın kre­di ih­ti­yaç­la­rı ve bu kre­di­le­rin ye­ni­le­nip ye­ni­len­me­ye­ce­ği tar­tı­şıl­ma­ya baş­lan­dı. Ar­tan be­lir­siz­lik­ler ken­di­si­ni fi­nan­sal pi­ya­sa­lar­da ça­buk his­set­tir­di. Türk Li­ra­sı hız­la de­ğer kay­bet­ti. Pi­ya­sa­lar­da vo­la­ti­li­te yük­sel­di. Bor­sa­da dü­şüş­ler de­vam et­ti. Bu ara­da da­ha ön­ce bil­di­ği­miz an­cak bu ka­dar ça­buk ve şid­det­li ger­çek­leş­me­si­ni um­ma­dı­ğı­mız dış ti­ca­ret ka­na­lın­dan şok­lar gel­me­ye baş­la­dı. Yı­lın son ay­la­rın­da da­ra­lan dış ta­lep, ih­ra­cat per­for­man­sı­mı­zı olum­suz et­ki­le­me­ye baş­la­dı. Da­ra­lan iç ve dış ta­lep ne­de­niy­le kri­zin re­el sek­tör üze­rin­de­ki et­ki­si hız­la gün­de­me yer­leş­ti.
Dış ti­ca­ret ka­na­lı­na iliş­kin tah­min­le­ri­miz baş­lan­gıç­ta iyim­ser­di. Ne de ol­sa ABD ile olan dış ti­ca­re­ti­mi­zin öl­çe­ği kü­çük­tü. Dış ti­ca­ret­te as­lan pa­yı AB ül­ke­le­ri­ne ait­ti. AB’nin pa­yı %50’nin bi­raz üze­rin­de idi. Kri­zin bi­zi şid­det­li et­ki­le­me­si için ön­ce AB’yi et­ki­le­me­si ge­re­ki­yor­du. 2008’in son ay­la­rın­da dış ti­ca­ret ka­na­lın­da bu den­li bir da­ral­ma ya­şa­ma­mı­zın ne­de­ni, te­mel­de AB’de iş­le­rin da­ha kö­tü­ye git­me­si­dir. Bek­len­ti­ler, AB eko­no­mi­si­nin 2008’de %1’lik bir bü­yü­me­yi bi­le zor ya­ka­la­ya­ca­ğı yö­nün­de. 2009 ise çok da­ha kö­tü ola­cak. Açık­ça­sı bü­yü­me ra­kam­la­rı or­ta­la­ma %2,5’lik bir kü­çül­me­ye işa­ret edi­yor.
Av­ru­pa’da da en­di­şe­le­rin iki kay­na­ğı var. Bi­ri, kre­di im­ka­nı ve fi­ya­tı­na iliş­kin. Kre­di pi­ya­sa­sı her yer­de ol­du­ğu gi­bi Av­ru­pa’da da hız­la da­ra­lı­yor. Av­ru­pa­lı şir­ket­le­rin bu yıl ye­ni­le­mek zo­run­da ol­du­ğu kre­di tu­ta­rı yak­la­şık 800 mil­yar do­lar. So­run sa­de­ce bundan ibaret de­ğil. Da­ha da önem­li­si kre­di ma­li­yet­le­ri­nin yük­se­li­yor ol­ma­sı. Ör­ne­ğin 2-3 yıl ön­ce­si­ne gö­re A no­ta sa­hip bir şir­ke­tin kre­di sprea­di (ila­ve fa­iz ma­li­ye­ti) yir­mi kat art­mış du­rum­da. Özel­lik­le ara­ba, pe­ra­ken­de, teks­til ve lo­jis­tik sek­tör­le­rin­de fa­ali­yet gös­te­ren şir­ket­le­rin da­ha da zor­la­na­ca­ğı an­la­şı­lı­yor. Bu yıl Av­ru­pa’da 200.000 şir­ke­tin ba­ta­ca­ğı tah­min edi­li­yor. ABD için bu sa­yı sa­de­ce 62.000. En­di­şe­nin di­ğer kay­na­ğı ise yi­ne her yer­de ol­du­ğu gi­bi hem içe­ri­de hem de dı­şa­rı­da ta­le­bin gi­de­rek da­ra­lı­yor ol­ma­sı. Al­man­ya gi­bi ih­ra­cat şam­pi­yo­nu bir ül­ke­de bi­le ih­ra­cat­ta re­kor dü­şüş­ler ya­şa­nı­yor. AB ül­ke­le­rin­de dış ve iç ta­le­bin da­ral­ma­sı, kü­re­sel bü­yü­me­nin bu yıl hiç de ko­lay ol­ma­ya­ca­ğı­nı ha­ber ve­ri­yor.
Av­ru­pa’da sa­de­ce fir­ma­la­rın de­ğil, ül­ke­le­rin de baş­la­rı dert­te. Hat­ta de­ne­bi­lir ki AB pro­je­si bi­le cid­di bir test­ten ge­çe­cek önü­müz­de­ki dö­nem­de. Bir­çok ül­ke dur­gun­luk ve iş­siz­lik­le ba­şa çık­mak için ma­li pa­ket açık­lı­yor. Bu ise da­ha çok borç­lan­ma de­mek. Ço­ğu AB ül­ke­si­nin eli bu açı­dan ra­hat de­ğil. Bi­rin­ci ne­den, tıp­kı şir­ket­ler­de ol­du­ğu gi­bi borç­lan­ma ma­li­yet­le­ri­nin art­mış ve da­ha da ar­ta­cak ol­ma­sı. Ör­ne­ğin, İs­pan­ya ile Al­man­ya’nın on yıl­lık dev­let tah­vil­le­ri ara­sın­da­ki fark (spre­ad) geç­ti­ği­miz se­ne %0,18 idi. Bu ra­kam Ocak or­ta­la­rın­da %1,16’ya yük­sel­di. Bu İs­pan­ya açı­sın­dan borç­lan­ma ma­li­ye­tin­de önem­li bir ar­tı­şı ifa­de edi­yor. Ay­nı fark, Yu­na­nis­tan için %2,4, İr­lan­da için ise %2’ler ci­va­rın­da.
AB ül­ke­le­ri için asıl teh­li­ke büt­çe açık­la­rı­nın da­ha da bü­yü­ye­cek ol­ma­sı. Bu yı­la iliş­kin büt­çe açı­ğı­nın mil­li ge­li­re ora­nı, bir­çok ül­ke için ol­duk­ça yük­sek. Ör­ne­ğin 2009’da İr­lan­da’da büt­çe açı­ğı­nın mil­li ge­li­re ora­nı­nın %13’ü, İs­pan­ya’da %5,7’yi ve Fran­sa’da %5’i bul­ma­sı bek­le­ni­yor. Al­man­ya için ya­pı­lan tah­min ise %4,2. Bu ra­kam­lar kuş­ku­suz Ma­as­tricht Kri­ter­le­ri’ne uy­mu­yor. Bu açı­dan ol­duk­ça teh­li­ke­li.
Bi­lin­di­ği gi­bi AB ül­ke­le­ri­nin eko­no­mik ve pa­ra­sal bir­li­ğin üçün­cü aşa­ma­sı olan or­tak pa­ra bi­ri­mi av­ro­ya ge­çe­bil­me­le­ri için bir­ta­kım kri­ter­le­ri ye­ri­ne ge­tir­me­le­ri ge­re­ki­yor. Bun­lar ara­sın­da üye ül­ke­ler­de büt­çe açı­ğı­nın mil­li ge­li­re ora­nı­nın %3’ü aş­ma­ma­sı da var. Av­ro Böl­ge­si’nin ha­li­ha­zır­da 16 üye­si bu­lu­nu­yor. AB üye­si olup he­nüz Av­ro Böl­ge­si’ne ge­çe­me­yen ül­ke sa­yı­sı ise 11. Eko­no­mik kri­zin da­ha da de­rin­leş­me­si Av­ro Böl­ge­si’nde­ki bir­çok ül­ke için iş­le­ri da­ha da zor­laş­tı­ra­cak gi­bi gö­zü­kü­yor. İs­pan­ya, Yu­na­nis­tan, Por­te­kiz, İr­lan­da ve İtal­ya gi­bi Av­ro Böl­ge­si ül­ke­le­ri bun­la­rın ara­sın­da yer alı­yor. Şim­di­den kre­di de­re­ce­len­dir­me şir­ket­le­ri ba­zı ül­ke­le­rin not­la­rı­nı kır­dı bi­le. Av­ro­ya ge­çi­şin onun­cu yı­lı­nı ge­ri­de bı­rak­tı­ğı­mız bu­gün­ler­de, ma­li­ye­ti çok yük­sek de ol­sa ba­zı ül­ke­ler için çı­kış stra­te­ji­si bi­le tar­tı­şıl­ma­ya baş­lan­dı. Kı­sa­ca­sı Av­ro pro­je­si de cid­di bir tes­tin eşi­ği­ne doğ­ru iler­li­yor.
AB’nin bugüne kadar güçlü bir siyasi birlik sağlayamamış olması krizle mücadelede Birliğin işini zorlaştırıyor. Eko­no­mik ola­rak böl­ge içe­ri­sin­de­ki ya­pı fark­lı­lık­la­rı ve ön­ce­lik­ler aşı­la­ma­dı. Fark­lı ül­ke­le­rin fark­lı so­run­la­rı ve ön­ce­lik­le­ri ol­du. Do­la­yı­sıy­la or­tak bir po­li­ti­ka­nın ge­liş­ti­ril­me­si ve her üye­ye uy­gu­lan­ma­sı hiç de ko­lay ol­mu­yor. Kriz dö­nem­le­rin­de fark­lı­lık­la­rın ve do­la­yı­sıy­la so­run­la­rın da­ha da su yü­zü­ne çık­ma­sı an­la­şı­la­bi­lir bir şey. Bu yüz­den AB’nin ge­çe­ce­ği sı­nav da­ha bü­yük. Muh­te­me­len ban­ka­lar gi­bi ül­ke­le­rin de kur­ta­rı­la­bi­le­ce­ği­ne şa­hit ola­ca­ğız. Te­men­ni­miz AB’nin bir an ön­ce sağ­lı­ğı­na ka­vuş­ma­sı. Es­ki­ler “Ame­ri­ka hap­şır­dı­ğın­da dün­ya nez­le olur” der­di. Bu söz hâ­lâ doğ­ru. Ne var ki de­vir ar­tık vi­rüs dev­ri. Çok hız­lı ya­yı­lı­yor ve da­ha teh­li­ke­li.

Paylaş Tavsiye Et