Kullanıcı Adı: Şifre    
   
  veya Üye olun | Şifremi unuttum
  Arama / Gelişmiş Arama  
   
Dünya Siyaset
AB kıskacına sıkışmış seçimle KKTC nereye?
Muzaffer Şenel
KIBRIS seçimlere hazırlanıyor. İki ay sürecek seçim yasakları 15 Ekim itibarıyla başladı. KKTC’nin geleceğini belirlemesi açısından büyük önem taşıyan 14 Aralık seçimleri için hazırlıklar Annan Planı ve Avrupa Birliği meselelerinin gölgesinde gerçekleşiyor. Şu an muhalefette bulunan partiler, seçimin Kıbrıs’ta çözüm isteyen AB yandaşları ile çözüm istemeyen AB karşıtlarının arasında olacağına sık sık vurgu yapmaktalar.
KKTC’de bulunan tüm siyasi partiler AB’ye tam üye olmak istediklerini her şekilde dile getiriyorlar. Fakat AB’de hangi statüde yer alacakları konusunda görüş ayrılıkları mevcut. Muhalefet seçimi “çözüm ve AB” referandumu şeklinde görüyor ve seçim stratejisini buna endekslemiş durumda. Seçimlerin ABD’nin de etkisiyle AB ve Annan Planı temelinde bir çözüme endekslenmiş olması Kıbrıs Türk halkının içine düştüğü çıkmazı göstermesi açısından önemli. Kıbrıslı Türkler 1963’den beri soyutlandıkları uluslararası kamuoyu içinde yeniden yer almak arzusundalar. Kurdukları devletin uluslararası kamuoyu tarafından tanınmamış olması Kıbrıslı Türkleri bölmüş durumda. Bu nedenle 14 Aralık’ta yapılacak seçimler “çözüm ve Avrupa Birliği” eksenindeki siyasi partilere bir seçim başarısı vadediyor. 600’den fazla sivil toplum kuruluşunun bulunduğu KKTC’de seçim yaklaşırken siyasi hayat iyice hareketlenmeye başladı.
 
Siyasi Partiler
KKTC’de son yıllarda AB konusu ve Annan Planı ile birlikte hareketlenen siyasi süreçle “tarihî” nitelik kazanan seçimler bazı ilklere sahne olacak. Bu süreçle birlikte yıllanmış partiler yeni ittifaklara veya oluşumlara giderken, bu tarihî dönemin bir ürünü olarak yeni partiler de ülke siyasi tarihine adım atmış oldular. Yaklaşık 142 bin seçmenin oy kullanacağı 14 Aralık milletvekilliği seçimlerine 8 ayrı siyasi parti/oluşum katılacak. Bunların bir kısmı yeni, seçime ilk kez katılacak partiler, bir kısmı ise koalisyon niteliğinde. Önümüzdeki günlerde yeni ittifakların oluşmaması halinde KKTC Cumhuriyet Meclisi’ndeki 50 milletvekilini belirleyecek 14 Aralık seçimlerine katılacak partiler şunlar: Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH), Adalet ve Barış Partisi (ABP), Çözüm ve Avrupa Birliği Partisi (ÇAP), Milliyetçi Adalet Partisi (MAP), Kıbrıs Adalet Partisi (KAP) ve Bizim Parti (BP).
Koalisyon ortakları UBP ve DP ile MAP şu anki bilgilere göre seçimlere kendi listeleriyle katılacak partiler. UBP, DP, ABP, BP, MAP ve KAP siyasi yelpazenin sağında yer almaktalar ve Kıbrıs sorununun 1974’te çözüldüğü görüşündeler. Bu partilere göre Kıbrıs sorunu KKTC’nin başka devletlerce resmen tanınmamış olmasından kaynaklanıyor.
ABP Meclis’te temsil edilmesine karşın, parti olarak seçimlere ilk kez katılıyor. KAP da ilk kez seçime katılacak partilerden. KAP özellikle Türkiyeli-Yerli ayrımına vurgu yaparak Kıbrıs’taki önemli bir sosyal yarayı ön plana çıkarıyor. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre ABP, BP, MAP ve KAP’ın meclise girme şansları yok. 20 Ekim’de ABP, BP ve MAP 14 Aralık seçimlerine Adalet Partisi olarak tek çatı altında katılacaklarını açıkladılar. Kamuoyu yoklamalarına göre bu üç partinin toplam oy oranları %3,5-4. Bu durumda seçim barajı olan %5’i aşmaları zor görünüyor. KAP eğer bu bloğa katılırsa belki %5’i aşabilirler.
UBP Ocak 1994-Ağustos 1996 dönemi hariç 1983’ten beri iktidarda. DP ise UBP içinde Eroğlu-Denktaş ayrışmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmış bir parti. UBP ve DP’nin Kıbrıs sorununa bakış açılarında bir fark yok. Her ikisi de KKTC’nin egemenliğinden asla taviz vermeyeceklerini vurgularken, sorunun Türkiye’nin garantörlüğü olmadan çözülemeyeceği görüşündeler. Ayrıca Annan Planını görüşme metni olarak kabul etmenin zor olduğunda hemfikirler. Zaman zaman Denktaş’la bazı sorunlar yaşasalar da, Kıbrıs sorununun çözümünde Denktaş’ın yanında yer alıyorlar.
CTP-BG hareketi KTAMS, Dev-İş, KTOEÖS, Tabipler Birliği, KTMMOB, TES, Eczacılar Birliği, Koop-Sen, GÜKAD gibi bazı sivil toplum örgütleri ve toplumun çeşitli kesimlerinden adaylarla birlikte seçime hazırlanıyor. Daha önceki seçimlerde Denktaş’ın yanında yer alan ve genellikle UBP veya DP’yi destekleyen KKTC Göçmenler Derneği’nin de CTP-BG hareketine destek verdiği görülüyor. Desteğin nedeni, bu hareketin; CTP genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın, Rumlardan büyük tepki alan “Türkiye’siz çözüm mümkün değildir” fikrini öne çıkarıp, Kıbrıs’a Türkiye’den götürülen veya yıllar içinde siyasi sebeplerle KKTC’ye taşınan bütün Türkiyeli göçmenlerin hakkının korunması için BM şemsiyesine kadar varan geniş bir uluslararası hukuk sürecini önermesi. Bu fikrî değişim nedeniyle, şimdiye kadar UBP, DP ve Denktaş’ı destekleyen Göçmenler Derneği, CTP’nin güç birliği çağrısına olumlu cevap verdi. CTP-BG hareketi yaptığı çağrıya büyük bir halk kesiminden de olumlu yanıt almış görünüyor. Yapılan kamuoyu yoklamaları %27-33’lük destekle CTP-BG’nin KKTC’nin en güçlü siyasi oluşumu haline geldiğini doğrular nitelikte.
Hüseyin Angolemli başkanlığındaki Toplumcu Kurtuluş Partisi, İzzet İzcan liderliğindeki Birleşik Kıbrıs Partisi ve Mehmet Süleymanoğlu’nun genel sekreterliğini yaptığı Kıbrıs Sosyalist Partisi 18 Temmuz 2003’te solda ittifak çağrısıyla, TÜRK-SEN, TIP-İŞ, BES, ÇAĞ-SEN gibi bazı sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek Barış ve Demokrasi Hareketi adıyla yeni bir siyasi birliğe yöneldiler. Bu hareket, bünyesindeki partiler açısından değil; ama ittifak olarak seçimler için yeni bir isim. Harekette, farklı siyasal partiler ve örgütler bulunmasına karşın “liderlik” sorununu, Mustafa Akıncı (Lefkoşa milletvekili, TKP eski genel başkanı ve eski başbakan yardımcısı) gibi halkın çok iyi tanıdığı bir “lider”le çözmek, hareketin en büyük avantajlarından biri olarak görülebilir. Akıncı sayesinde bir yandan çok farklı siyasal yaklaşımların yaratabileceği karmaşa önlenirken, diğer yandan hareketin içinde yer alan partiler %5’lik seçim barajından kurtulmuş oldular.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın da siyasi bir oluşuma gitmesi sürpriz olmadı. KTTO başkan ve üyelerinin öncülüğünde, 21 Ağustos 2003’te kurulan Çözüm ve AB Partisi hem bu sürecin, hem de Kıbrıs seçim tarihinin ilklerinden biri niteliğinde. ÇAP’ın hedeflerinden en önemlisi, UBP ve DP’den oy koparabilmek. Nitekim kurucular listesinde DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın bir zamanlar kurmayları olan bazı simaların da olması dikkate değer. ÇAP Başkanı Ali Erel düzenlediği basın toplantısında, siyasi parti olmamaları halinde sürece müdahale edemeyecekleri için parti kurma yoluna gittiklerini açıkladı. Erel, ÇAP yanında CTP–BG ve BDH için de oy isteyeceklerini belirtti. Seçim sonrasında koalisyon kurmayı hedefleyen CTP-BG, BDH ve ÇAP 4 Eylül’de bir araya gelerek 14 Aralık seçimleri ve Kıbrıs sorunu ile ilgili ortak hareket protokolü imzaladılar. Buna göre Annan Planı temelinde, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum Kurucu Devletleri’nin siyasal eşitliğine dayalı bir çözüm çerçevesinde Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını ve bu devletin Mayıs 2004’ten itibaren AB üyeliğinin gerçekleştirilmesini temel hedef olarak görüyorlar. Üç parti ayrıca UBP ve DP ile hiçbir şekilde hükümet ortaklığı yapmamayı taahhüt ettiklerini açıklarken; seçim sonrasında ilk adım olarak, Denktaş’ın görüşmecilik görevine son vermeyi hedeflediklerini ve yeni bir görüşmeci heyeti atamayı planladıklarını ilan ettiler.
KKTC’de seçim BDH, CTP-BG, DP ve UBP arasında bir yarış olacak. ÇAP sağdan koparabildiği oy sayesinde mecliste yer alacak bir parti. Yapılan kamuoyu yoklamaları BDH, ÇAP, CTP-BG bloğunun toplam oy oranının %50-55; DP ve UBP’nin ise toplam %30-37 olduğunu gösteriyor. Bu durumda KKTC’- de sandıktan çözüm ve AB seçeneğinin çıkacağı anlaşılıyor. AB’ye uyum paketlerini ard arda çıkaran Ankara, bu yeni duruma da uyum sağlayabilecek mi?

Paylaş Tavsiye Et